|
||||||
|
ABDULKADİR DURU ve ÖZDEN GAZETESİ, |
|
|
Eskiden beri çeşitli tarikatlar vardır. Tarikatlar esasta, insanları olgunlaştırmak ve erdemli etmek için başlamıştır.
Tarikat ustaları, yani mürşid-i kâmiller, insanları erdemli etmek için Allah tarafından görevlidirler.
Gerçek görevlilerden, sapıklık eden olmazdı. Ancak, gönül işi olduğu için, tam ölçüleri anlaşılmamış, gerçek görevli pozuyla sahte şeyhler de türemiştir. Yani, İslâm tasavvufu pırıl pırıl, apaçık bir yol olarak gidiyordu.
Bundan sonra, milattan evvelki Aristo, Sokrat felsefeleri, tasavvuf görünümü ile konulara girmeye başladı, derken meseleler karıştı.
Gittikçe karıştı, tarikatlarda ise kimin ne yaptığı belirsiz hale geldi.
İmam-ı Rabbani Hz.'leri bu karışıklıklara şiddetle karşı çıktı, güçlü bir mücadele ile İslâm Tasavvufu'nu temize çıkardı. Çıkardı ama, yine Orta Çağ masonları, "Yeni Eflatunculuk" diye "Sokratizm" diye... karmakarışık ettiler. Tekkeler, zaviyeler, dergâhlar... ortalık o kadar ahlâksızlık yuvalarıyla doldu ki, herkes "benim yolum doğru" diyor, kimin yolunun doğru olduğu anlaşılmıyordu.
Bizim elimizde, bu işlerin gerçek tarihçesini yazan eserler var ama, buna da gerek yok.
Nihayet, Cumhuriyetin ilânından sonra Atatürk, mason localarını kapattığı gibi, tekkeleri, zaviyeleri de kapattı, tarikatları yasakladı.
O zaman bin tekke kapatıldı ama, yasak olduğu halde şimdi Türkiye'de yüz binlerin üstünde gizli tekkelerin faaliyet yaptığı söyleniyor.
Yasak olan bu gidiş, eğer yine yolun devam ediyorsa, bilelim ki; o gidişat, yıkıcı tarafın parmağıyla gidiyordur.
Sağlamı, yasak iş yapamaz. Evet, sağlamı yasak iş yapamaz da, yaptırmaz da, yaptırmazlar da. Çünkü yıkıcı taraf yapıcı taraf gibi uyumuyor.
Yıkıcılar, işlerine gelmeyenleri yaptırmaz. Yaptırılması serbest olsa dahi, çeşitli yollardan engeller, yine yaptırmazlar.
Yıkıcı tarafın faaliyeti olmasa bile, yıkıcı tarafın işine geliyor ki, bizim de duyduğumuz gibi yasak olan tarikatlar çok iyi faaliyettedir.
Söylentilere göre her yörede yoğun faaliyet var. Hiç de kimsenin bir şey dediği yok. Çünkü yıkıcıların işine gelir.
Anlatılanlara göre, bir defa tarikata girenlerde; iş, ticaret, sanat yani iktisadi konular üçüncü, dördüncü plâna itilir.
İtikat, iman nasıl olur bilinmez.
Bazılarında ibadet olsa bile, çoğunda ibadet de kenara itilir. Hele bazı tarikatlardaki saçmalar, akla fikre sığacak gibi değildir.
Özetle: Özden Gazetesi ve Abdulkadir Duru, tarikatı tasvip etmez! Onun için, Örgünöz Fikri'ni ortaya koymuştur.
Maddi yolda iktisat, hayatın temelidir der, insanın maneviyatının güçlenmesi için de, Muhammed (A.S)'ı örnek edinmeyi yeğ tutar.
İnsanın bir geçici maddi hayatı vardır, temeli iktisattır. İnsanın bir de ebedi manevi hayatı vardır, onun için de Muhammed (A.S)'ı örnek almak yeterlidir.
Zaten peygamberimiz (SAV) de böyle özetlenmiştir. Başka örnek bize lâzım değildir. Başka örnek alanların, saptıkları görülmüştür.
İktisat, hayatın temeli ve binasıdır. Bunun için; iş, sanat, çalışmaz düzenleri, iyi ve çok kazanmak, hem ülkemiz hem de kendimizi selâmete çıkarır.
Bunları yapmak için gerçekten güçlü olmamız lâzımdır. Bu gücü kazanmak için de, Peygamberimiz gibi olmak zorundayız. Başkasını tasvip etmiyoruz.
Abdulkadir DURU |